ALERJİK ASTIM VE ALERJİK RİNİT

ALERJİK ASTIM VE ALERJİK RİNİT
  • Göğüs Hastalıkları
  • 23 Kasım, 2019
  • 0

ALERJİK ASTIM VE ALERJİK RİNİT

Alerji, vücudumuzun normalde zararsız özelliği olan maddelere (ev tozu akarları, polenler, besinler vb) karşı anormal yanıtı olarak tanımlanabilir.

Alerji, vücudumuzun normalde zararsız özelliği olan maddelere (ev tozu akarları, polenler, besinler vb) karşı anormal yanıtı olarak tanımlanabilir. Alerjen olarak adlandırdığımız bu maddeler ile normal insanlar karşılaştığında herhangi bir problem yaşamaz iken, alerjik kişiler bu alerjenleri kendine “tehdit” olarak algılayıp tepki gösterirler. Alerjik hastalıklar günümüzde oldukça sık görülmektedir. Bulgular çok hafif düzeyde olabileceği gibi yaşamı tehdit edecek boyutlarda da olabilir. Alerjik reaksiyonun geliştiği organlara bağlı olarak hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Solunum sisteminde alerjik reaksiyonlar burunda olursa alerjik rinit, akciğerlerde hava yollarında olursa astım ortaya çıkmaktadır. Alerjik rinit gibi alerjik astım da yeşil çimen poleni, ağaç poleni ya da ev tozu akarları gibi belirli alerjenlere maruz kalınmasıyla tetiklenebilen bir durumdur. Ancak alerjik rinit gözler, burun ve üst hava yollarında inflamasyona neden olurken astım temel olarak alt solunum yollarını etkiler. Alerjik astım semptomları, hırıltılı solunum, göğüste tıkanıklık, nefes darlığı ve inatçı öksürük gibi durumları içerir.


Ev tozu akarı, dünya üzerindeki her evde yaşamını sürdürebilen oldukça küçük 0.1 - 0.5 mm çapında canlılardır. Evlerin %90'ında mevcutturlar ve yeni bir evi bir yıl içerisinde işgal edebilirler. Ev tozu akarları, en yaygın iç mekan alerjenleridir. En tipik semptomu, özellikle gece ve sabahları yatakta bulunan akarlara maruz kalma sonucunda oluşan burun tıkanıklığıdır. Ev tozu akarı alerjisi olan kişiler, genelde yorgun ve halsiz hissederler. Huzursuz bir uyku uyurlar ve sık sık nefes güçlükleri çekerek uykularından uyanırlar. Ayrıca birçoğu horlar, ağızda ve boğazda kuruma gibi durumlar yaşar ya da öksürerek uyanırlar. Dönemsel bir şekilde ortaya çıkan polen alerjilerinin aksine, ev tozu akarları tüm yıl boyunca çevremizdedirler ve bu da onlara maruz kalmamayı neredeyse imkansız bir hale getirir. Alerjik rinit gibi alerjik astım da yeşil çimen poleni, ağaç poleni ya da ev tozu akarları gibi belirli alerjenlere maruz kalınmasıyla tetiklenebilen bir durumdur.


Alerjik hastalıkların tanısında hastanın öyküsü ile birlikte sıklıkla kullanılan deri testleri tanının hem doğrulanmasında hem de hastalığa neden olan alerjenlerin belirlenmesinde önemlidir. Deri testleri spesifik bir alerjene karşı duyarlılığı göstermek için yapılır. Test sırasında kullanılacak alerjenlerin seçimi ve sayısı hastanın klinik öyküsüne göre belirlenmelidir. Uygun şekilde yapılmaz ise yanlış pozitif ve negatif sonuçlar elde edilebilir. Pozitif reaksiyonlar ancak klinik bulgularla uyumluluk gösterdiği zaman anlamlıdır.


Çalışmalar göstermektedir ki alerjik rinit ve alerjik astım birbirleriyle yakından ilişkilidir ve solunum yolları alerjisi olan kişilerin neredeyse yarısı bu iki durumu da yaşar. Tedavisinde de bu durum göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Aksi taktirde tedavi konusunda başarı sağlanmayabilir. Sonuç olarak, alerjik rinit ve alerjik astımın iki farklı durumdan ziyade, ortak bir alerjinin sonucu olarak ortaya çıktığını gösteren kanıtlar artmaktadır ve alerji tedavisinin iki durum için de faydalı olabileceği düşünülmektedir. Rinitin devam süresi ve şiddeti, alerjik astım gelişimi ve iyileşme olasılığı üzerinde doğrudan etkilidir.


KOAH ( Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı)


KOAH ( Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) hava yollarında inhale edilen çeşitli ajanlara bağlı oluşan ilerleyici bir akciğer hastalığıdır.
Bu hastalık özellikle sigara dumanı ve diğer zararlı gaz ve parçacıklara bağlı olarak gelişen havayollarının inflamasyonu sonucu oluşur. Bu inflamasyon, akciğerdeki küçük hava odacıklarının harabiyeti (amfizem) sonucu hava yollarının daralmasıyla 40 yaş ve üzerinde ortaya çıkar. Hava yollarında daralma ve akciğerin en küçük birimi olan hava kesecikleri (alveol)'ndeki harabiyet giderek artar. Normalde balon gibi esnek olan genişleyip daralabilen havayolları bu özelliğini yitirir. Genişlemiş hava keseciklerine giren havanın çıkması zorlaşır, daha da şişmeye başlar. Hava keseciklerindeki bu değişiklikler anormaldir ve kalıcı olur. Bu bulgular “Amfizem" olarak adlandırılır. Birey soluk verdiğinde bir miktar hava akciğerlerde hapis kalır. Bu durum kirli havanın dışarı atılmasını ve temiz havanın içeri alınmasını güçleştirir. Hava yollarının etrafındaki damarların da zedelenmesi nedeniyle; vücuttan kirli havanın atılması ve temiz havanın dokulara kullanılmak üzere ulaştırılması güçleşir.


KOAH"ta ayrıca küçük havayolları inflamasyon nedeniyle duvarı kalınlaşır, balgam üreten bezlerin aşırı çalışması sonucu balgam miktarında artış olur. Daralan havayollarından havanın geçişi güçleşir. Bu bulgular ise “Kronik bronşit" olarak tanımlanmıştır. KOAH tanımı içinde “Kronik Bronşit” ve “Amfizem” birlikte yer alır. Sonuç olarak nefes darlığı ve/veya kronik öksürük ve balgam çıkarma gibi şikayetlere neden olur. Hastalığın ilk aşamalarında ortaya çıkan öksürük yakınması aslında hastalığın ilk belirtisi olmasına rağmen genellikle bu şikayet “sigara içimine” bağlanır ve hasta daha geç doktora başvurur. Hastalık bu ilk aşamada saptanabilirse, hastalığın ilerlemesi durdurulabilir.


Dünya"da ve Türkiye'de her 5 kişiden biri KOAH"lıdır. Ancak KOAH'lıların ancak onda biri hastalığının farkındadır. KOAH'a ait belirti ve bulgular 50'li yaşlara gelmeden fark edilemeyebilir. Oysa hastalık erken dönemde saptanabilse, risk faktörlerinden kaçınmak ve böylece hastalığın ilerlemesini durdurmak mümkün olabilecektir. Çoğu KOAH hastası hastalığının erken döneminde sigara bırakmak istemediği için doktora başvurmaktan çekinir veya utanır. Bazı KOAH hastaları da hastalıklarını astım olarak adlandırırlar. Hastalığın en önemli belirtileri sinsi başlayan ve giderek şiddetini arttıran nefes darlığı ve/veya kronik öksürük ve balgam çıkarmadır. Bu yakınmalar, hastalık şiddetinin arttığı ve “alevlenme ya da atak” olarak adlandırılan dönemlerde daha da belirginleşir ve hastaneye yatış gerektirebilir.


Tanı için, solunum fonksiyonlarının ölçüldüğü Spirometri testinin yapılması gereklidir. Diğer yardımcı testler; akciğer filmi, kan oksijen seviyesinin ölçümü, kan testleri ve egzersiz testleridir. Doğru tedavi için doğru tanı şarttır.


Sigarayı bırakmak, diğer zararlı gaz ve partiküllere maruziyet varsa sonlandırmak, grip aşısını yaptırmak, KOAH ilaçlarını doğru şekilde kullanmak, atakları azaltıcı tedbirleri almak , egzersiz yapmak iyi ve doğru beslenmek tedavinin bileşenleridir.

Yorum Yapın